Undertale

Bu incelemeye Basekeepers firmasına teşekkür ederek başlamak istiyorum. Gerçek anlamda “4 mevsimi” de yaşatan bir oyun yaptığı için şükranlarımı sunuyorum. Bu zamana kadar yüzlerce oyun oynamışımdır ve bazılarından nefret etmişimdir, bazılarına ise bayılmışımdır. Ama Undertale… Offf offf offff diyorum… Kesinlikle şimdiden efsaneler listesine girmeye hak kazanmıştır. Hem güldüren, hem düşündüren, hem ağlatan, hem de sevindiren yani bize 4 mevsimi yaşatan, çok küçük bütçe ile yapılmış, boyutu ufak ama verdikleri muazzam olan bir oyun.

Undertale Hikaye İncelemesi (Yolculuk Başlasın…)

Oyuna girer girmez çok hoş bir müzik ile karşılaşıyorsunuz. İlk saniyesinden itibaren oyunun içine giriyorsunuz. Çocuk bir karakter ile karşı karşıyayız. Sonrasında ekranımıza yol göstericimiz olan Flowey beliriyor. Flowey, bizim oyun boyunca yol göstericimiz olacak(tır). Her sakallıyı dedemiz sanmamalıyız. Oyun ilerledikçe Flowey’in gerçek yüzünü göreceksiniz, fazla spoilera gerek yok. Sonrasın da Toriel karakteri ile karşılaşıyoruz.

Keçi görünümüne sahip bu karakterimiz her savaş sırasında ekranımızda belirecektir. Ama hiç bir şekilde yardım etmemektedir. Tek söylediği şey “empati kur, empati kur, empati kur”. Haa unutmadan şunları söylemem lazım. Her vereceğiniz karar oyunun sonu ve gidişatı için çok ama çok önemli. Çünkü çok farklı sonlara sahip. Onun için çok dikkatli ve içinizden geldiği gibi karar verin.

Oyun incelemeleri kategorisinde daha fazla inceleme bulabilir ve oynayacak oyun derdine son verebilirsiniz.

Kasap Havası Gibi…

Neden böyle bir tabir kullandığımı merak etmişsinizdir. Bunun sebebi oyunun başı gayet sakin başlarken gittikçe aksiyon artmaktadır. Kasap havası da bu şekildedir, önce yavaştan başlayıp sonra hızlanır.

Oyun sizi öyle bir havaya sokuyor ki, artık karşınıza çıkan tüm karakterlerle sanki siz konuşuyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Ya çok seviyor ya da çok nefret duyuyorsunuz. Ayrıca kullanılan müzikler o kadar güzel ki bazen sırf müzikleri dinlemek için oyuna girmiş olacaksınız.

İyi, Kötü, Çirkin!

Toriel “anamız” siz oyuna başladığınızdan itibaren size, “aman evladım etme, aman dövüşme, savaşma seviş” gibi cümleler kurarak size oyunun sonunu iyi bitirmeyi vaat ediyor (mu acaba? Bunu siz deneyerek görün) . Ya annemizi dinleyeceğiz ya da savaşacağız seçim sizin.

Hadi oyunun sonuna gideyim derken biraz düşünün. Çünkü öyle kolay bir iş değil, gayet zor bir oyun. İlk oynadığınızda bazı karakterleri geçmek için deyim yerindeyse “ecel terleri dökeceksiniz”. Kısa bir spoiler vermek isteyeceğim. Oyunun sonunda her öldürdüğünüz karakter için sorguya çekileceksiniz, oyun size vicdan azabı çektirmek için elinden geleni yapacaktır. Bundan dolayı oyunu iyi sonla yani kimseyi öldürmeden bitirmek biraz zordur. Saksıyı çalıştırmak gerek! 

Hepsini Geberteceğim!

“Banane iyi son felan hikaye hepsi” diyorsanız tüm karakterleri öldürebilme şansınız bulunmakta. Ama sonrasında ne olur beni ilgilendirmez, sonuçta sizin seçiminiz. 

Sonuç olarak oyun gerçekten sizi özgür bırakarak tüm duyguları yaşamanıza izin veriyor. İster kötü çocuk olursunuz, isterseniz ana kuzusu barış isteyen biri. Oyuna sakın 8bit, 2 boyutlu, 19. Yüzyıldayız hala böyle küçük oyunlar mı yapılır diye bakmayın, yoksa öyle bir şey kaçırırsınız ki sonrasında pişman olursunuz. Tekrar tekrar oynatan ve yüzyılalar boyunca konuşulacak bir oyun.

Peki bu oyuna kaç puan vereceksin diye soranlar olacak. Haddime değil! Herkese iyi oyunlar dilerim. Aynı zamanda daha fazla oyun rehberleri için kategoriye göz atabilirsiniz.

Undertale Steam Sayfası: https://store.steampowered.com/app/391540/Undertale/?l=turkish

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Mevlüt YAŞAR

29 yaşında, futbol tutkunu ve simülasyon oyunları aşığı. Aynı zamanda boş vakitlerini süper kahramanlık yaparak geçirmeye çalışan blog yazarı.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

close

Subscribe